SARIKAMIŞ HAREKATI’NIN GENEL SEYRİ
ÜÇÜNCÜ ORDU
Osmanlı Devleti’nde kuzey ve doğu bölgelerini korumakla görevli ordu Üçüncü Ordu idi. Başlangıçta Balkanlar'da Selanik merkezli olan ordu 1. Dünya Savaşı ile Erzurum’a taşınmıştır. İlerleyen yıllarda çeşitli nedenlerden dolayı ordu karargahında değişiklikler yapılmış ancak genel olarak doğu bölgesinde tutulmuştur. 1908 yılında II. Meşrutiyet'e destek vermiş ve bu hareketin temel askeri kanadını teşkil etmiştir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus Kafkas Ordusu, Ermeni Gönüllü Tugayları, Ermeni milisleri gibi çeşitli guruplarla mücadele etmiş ardından Sarıkamış Harekatı'nda ezici bir darbe alarak silik bir güç halinde varlığını devam ettirmiştir.
SARIKAMIŞ HAREKATI
Kafkas Cephesi, genel olarak bakıldığında, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin açmış olduğu taarruz cephelerinden biridir. Ancak Sarıkamış hadisesi için bu durum pek de geçerli değildir. Zira ilk saldırıyı Doğubeyazıt'ın kuzeyinden saldırmak münasebetiyle Ruslar yapmıştır. Ufak çaplı tacizlerin ardından gelen bu saldırı 93 Harbi ile kaybedilen Türk ellerini kurtarmak isteyen halk için adeta fitili ateşleyen bir kıvılcım mahiyetine bürünmüştür.
Savaş hazırlıkları başladığında hem orduya hem bölge halkına bir gayret gelmiştir. Bu durumu savaşta miralay olarak görev yapmış olan Şerif İlden hatıralarında "…kışın şiddetine bakmayarak kadınlar ve çocuklar güle oynaya Erzurum’a kadar sırtlarında ve kucaklarında cephane taşıyacak kadar gayret gösterdiler ve bu toprağın en büyük ve hakiki sahiplerinin ancak kendileri olduğunu tahammülsüz fedakârlıkla ispat ettiler. Halkın yardımlarından elde edilen 15-20 bin kat fanila, çorap, çamaşır gibi eşya Erzurumlular tarafından orduya verildi. Bu yardımlar sonucunda orduya neşe ve direnç geldi." sözleriyle belirtmiştir. Harekat'ın başarısız olmasındaki en büyük etken elbette lojistik yetersizlikti. Türk askeri giyecek ve erzak bakımından oldukça yetersiz durumdaydı. Orduya erzak, kışlık giyecek ve cephane taşıyan Bahriahmer, Bezmialem, Mithatpaşa ve Derne adlı gemilerin Karadeniz'de Rus Donanması tarafından batırılmaları, harekatı etkileyen önemli hadiselerin başında gelmektedir.
Enver Paşa'nın harekat konusundaki planı Üçüncü Ordu'nun ikisi kuvvetli birisi zayıf olmak üzere üç kıtaya bölünmesi suretiyle kuşatıcı bir operasyon düzenlemekti. Neredeyse bütün askeri uzmanların görüşü, Rus kuvvetlerinin arkasına sarkmanın amaçlandığı bu planın mantıklı olduğu yönündedir.
İstanbul'dan Erzurum'a gelerek Üçüncü Ordu'nun başına geçen Enver Paşa, "Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayağınızda çarığınızın, sırtınızda paltonuzun olmadığını gördüm. Lakin, karşınızdaki düşman sizden korkuyor. Yakın zamanda taarruz ederek Kafkasya’ya gireceğiz. Siz orada her türlü nimete kavuşacaksınız. Alem-i İslam’ın bütün ümidi, sizin son bir himmetinize bakıyor." şeklinde yayınladığı beyanname ile 18 Aralık 1914 tarihinde birliklere taarruz emrini vermiştir. Bu noktada üzerinde durulması gereken bir husus Enver Paşa'nın aceleci davranmasıdır. Konu ile ilgili olarak Ziya Nur Aksun, "Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı" isimli eserinde şu tespiti yapmaktadır: ""Diğerlerinin ayak sürümelerine rağmen, Enver’in harekatta ısrar etmesi, vukuata göre haklı ve çok isabetli görünmektedir. Çünkü, harekatta yapılacak her gecikme, Ruslar’ın Sarıkamış’taki vaziyetini kuvvetlendirecektir." Zira Ruslar ellerinde bulundurdukları demiryolu istasyonları ile her geçen gün bölgeye takviye birlikler, askeri teçhizat ve lojistik destek sağlamaktaydı. Bu duruma mukabil Türk ordusunun ekseriyatını teşkil eden; sıcak iklim bölgelerinden doğuya sevk edilmiş ılıman iklime alışkın askerler giyecek sıkıntısından ötürü her geçen saat daha da zayıf düşüyordu. Bu durumun yanında ordunun yiyecek stokları da pek iyi durumda değildi. Sarıkamış Harekatı'nda 83. Alay komutanı olarak görev yapmış olan Tuğgeneral Ziya Yergök anılarında çok güzel izah etmiştir: ""Orduyu hareketsiz, boşu boşuna durdurmak, tatbikatla uğraştırılsa bile iyi bir şey olmazdı. Muharebeye giren ordu, sonuna kadar muharebe ile uğraşmalıdır. Ordu uygun olmayan şartlar altında bekletilirse, her türlü bulaşıcı hastalıktan erir, mahvolurdu. Düşmanlarımızın yiyecek, içecek, giyecek, yakacak ve cephane kaynakları bitmez tükenmez derecede bol olduğu için, muharebeyi uzatarak kazanmak istiyorlardı. Bu kaynaklar bizde ve müttefiklerimizde az olduğu için, istiyorduk ki bir an önce zafer kazanalım. Bu yüzden taarruz yaza bırakılamaz, sınırlı kaynaklarla muharebe uzatılamazdı."
Sarıkamış Harekatı’nda Enver Paşa’nın bu tutumu ile ilgili olarak Alman General Liman Von Sanders her ne kadar da kendisinin şahsi hırs ve ihtiraslarının peşinden gittiğini söylemiş olsa da aslında durum Enver Paşa’nın ordusu için en iyi kararı vermesinden ibarettir.
Taarruzun Birinci Günü – 22 Aralık 1914
9. Kolordu’nun sağ ön kolunu oluşturan 29. Tümen Lafsor-Kızılkilise hattına, bu tümenin gerisinden ilerleyen 17.Tümenise Verintop-Kenesor Hattına varmıştır. Sol kolu teşkil eden 28. Tümen ise Şekerli kuzeyinde Kigani-Narman yoluna varmıştır.
10.Kolordu, ön tarafta 30.Tümen arkasında 32.Tümen düzeni ile Kaleboğazı-Oltu genel doğrultusunda Allahuekber Dağları-Kosor istikametinde ilerlemeye başlamış, çeşitli mevkilerde Ruslara ait artçı kuvvetlerle çatışmalara girmiş ve ufak tefek malzemeler ele geçirmiştir. Akabinde 32. Tümen’in İslamkotik bölgesini ele geçirmesiyle 10.Kolordu Karargahı buraya taşınmıştır.
11.Kolordu Aras Nehri kuzeyinde kalarak Rusların dikkatini bu bölgeye yoğunlaştırmasını amaçlamış, bu nedenle oyalayıcı ufak taarruzlarda bulunmuştur.
Harekatın ilk günlerinde hissedilebilir bir Türk üstünlüğü göze çarpmaktadır. Fakat ilerleyen günlerde çeşitli eksikliklerin daha önemli sıkıntılara sebebiyet vermesi bu durumun değişmesine neden olacaktır.
Birlikler ilerledikçe telefon hatları çekilmiş, ancak malzeme ve personel yetersizliğinden dolayı iletişim sağlanamamıştır. Bu iletişim eksikliği harekat planının sağlıklı işlemesini etkilediği gibi 10.Kolordu’ya bağlı 31. ve 32. Tümenlerin bazı birliklerinin düşman zannı ile birbirleriyle savaşmasına neden olmuştur.
Taarruzun İkinci Günü – 23 Aralık 1914
3.Ordu karargahı, 9.Kolordu ile birlikte Narman’a gelmiştir. 9.Kolordu’nun böyle ilerleme kaydetmesinin ardından Rus Kafkas Ordusu Başkumandan Yardımcısı, Enver Paşa tarafından Sarıkamış Grubu’nun sağ tarafının kuşatıldığını belirterek Sarıkamış’ın tehlike altında olduğunu bildirmiştir. Bu tarihte 9.Kolordu’ya bağlı birlikler Rusları Oltu’nun doğusuna atmayı başarmış, 1000 esir, 4 top, 4 makineli tüfek ele geçirilmiştir. Aynı gün, 31. ve 32. Tümenler birbirleriyle savaşmış ve yaklaşık 1000 askerimiz şehit olmuştur.
11.Kolordu gösteriş taarruzlarını artırmış ve bu sayede Rusların dikkatini kendi üzerine çekmek sureti ile 9. ve 10. Kolorduların işini kolaylaştırmıştır. Bu bilgiler neticesinde harekatın ilk iki gününün Türkler adına umut verici olduğunu söylemek mümkündür.
Taarruzun Üçüncü Günü – 24 Aralık 1914
24 Aralık günü Rus Kafkas Ordusu Erkan-ı Harbiye’si yaptığı görüşmelerde orduların geri çekilmesi durumu üzerinde durmuş ancak bu görüşmeler esnasında Sarıkamış’ın demiryolu bağlantısının yardım alınmasını kolaylaştıracağının da üzerinde durulmuştur.
9.Kolordu’ya bağlı 29.Tümen Bardız’ı ele geçirerek oldukça stratejik bir noktayı kontrol altına almayı başarmıştır. Bu tarz olumlu gelişmelerin ardından Enver Paşa, Sarıkamış’a girilmesi emrini vermiştir. 24 Aralık tarihinin harekâtta dönüm noktası olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Zira Binbaşı Nasuhi Nasuhi Bey’in Ruslara esir düşmesiyle düşman harekât planını öğrenmiş ve bu çerçevede yeni kararlar almıştır. Ayrıca bu tarihte 9. ve 10. Kolordular ağır hava şartları nedeniyle ciddi kayıplar yaşamışlardır.
24 Aralık 1914 tarihinde 11.Kolordu için bir belirsizlik hakimdir zira sis her tarafı kaplamış ve düşmanın ne yapmaya çalıştığı ile ilgili olarak bir fikir edinilmesini imkansız kılmıştır. Ancak sisin ortadan kalkmasıyla 33.Tümen birlikleri yaptıkları başarılı saldırılarla Rus birliklerini dağıtmış ve geri çekilmek zorunda bırakmışlardır.
Taarruzun Dördüncü Günü – 25 Aralık 1914
25 Aralık günü Enver Paşa’nın talimatıyla Türk taarruzunun başladığı gündür. 9.Kolordu 29.Tümeni ile Sarıkamış’a hareket etmiştir. 10.Kolordu’nun da bölgeye intikal etmesiyle birlikte Sarıkamış’a girildiğinde birliklerin sayısında büyük bir azalma olduğu ortadaydı. Soğuk, açlık ve tifüs gibi salgın hastalıklar Türk ordularını eritmişti. 25 Aralık tarihinde Sarıkamış’ın zapt edilememesi kaçırılan en büyük fırsat olmuştur. Oysa 25 Aralık günü oldukça yorgun ve bitkin düşen birliklerin dinlenmesi amacıyla taarruz durdurulmasaydı, henüz yeterince önlem alamamış olan Ruslardan hedeflenen Sarıkamış’ın alınması an meselesiydi.
Taarruzun Beşinci Günü – 26 Aralık 1914
Kolorduların birbirinden 20 Aralık tarihinde ayrılmasından sonra 3.Ordu Merkez Karargahı ile Allahuekber Dağları’nı aşarak gelen 10.Kolordu arasında ilk bağlantı bugün kurulmuştur.
9.Kolordu’da, bir önceki gün yapılan taarruzun ardından çevredeki ormanlara dağılan eratın toplanması zarureti doğmuştur. 9.Kolordu ile birleşmek için Hafız Hakkı Paşa önderliğinde Allahuekber Dağları’nın en yüksek tepelerini aşan 10.Kolordu yolculuk esnasında mevcudunun 1/3’ünü kaybetmiştir.
9.Kolordunun yaptığı taarruzların ardından birlikleri dağılmıştır. Her ne kadar dağılan eratın toplanması için çeşitli çalışmalar yapıldıysa da emir komuta zincirinde büyük aksaklıklar baş göstermiş, bu da harekâtın seyrini etkilemiştir.
Orduların büyük ölçüde asker kaybetmesi hem moral bozukluğuna neden olmuş hem de bunun beraberinde getirdiği çeşitli eksiklikler harekâtın kırılma noktası olmuştur. 26 Aralık 1914 tarihi rollerin değiştiği gün olmuş ve Ruslar Sarıkamış’taki vaziyetlerini güçlendirmelerinin akabinde taarruzlara ağırlık vermişlerdir.
Ruslar, gittikçe kötüye giden hava şartlarını da fırsat bilerek 4 Ocak 1914 tarihinde kesin hücuma geçmişlerdir. 5 Ocak tarihindeki Rus taarruzunda 9. Ve 10. Kolorduların başında bulunan Enver Paşa 11. Kolordu’dan beklediği yardımı bulamamış ve bunun üzerine vasiyetini kaleme almıştır: “Ruslara taarruz edildi, fakat mağlup edilemedi. Şimdi, 11. Kolordu ve süvari fırkasını bekliyorum. Gelir ve yetişirse, düşmanı bozacağım. Fakat gelmeden düşman, zayıflamış kıtalarımıza taarruz eder ve taarruzda muvaffak olursa, o vakit ordu mahvolmuş demektir. Şimdiye kadar asker ve zabitler, hiç kusursuz harp ettiler. Her manevrayı yaptılar. Bu halde vasiyetim: Ben vazifemi yaptığımı sanıyor ve öyle ölüyorum. Düşmana, sonuna kadar karşı koyunuz. Her halde sonunda muvaffak olacağız. Ben, kalben müsterih olarak ölüyorum. Yaşasın dinim, vatanım, padişahım!”.
5 Ocak tarihinde gerçekleşen Rus taarruzu artık rollerin değiştiğini gösteriyordu. Enver Paşa son bir umut olarak 11. Kolordu’yu tekrar işlevsel hale getirmek amacıyla bölgeden ayrılmış ve bölgedeki birliklerin komutanı olarak Hafız Hakkı Paşa’yı atamıştır. Enver Paşa 11. Kolordu ile bölgeye geri dönmenin planını kurarken Hafız Hakkı Paşa orduları başarılı bir çekilme planı ile yeni bir savunma hattında tutundurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Enver Paşa, “Askerler! Hemen bir ay oluyor ki, içinizde bulunarak günlerce devam eden muharebelerde, düşmana nasıl saldırdığınızı gördüm. Bu uğurda sarf ettiğiniz gayretler, hiçbir vakit kaybolmayacaktır. Bundan dolayı sizi, Padişahınız ve Halifeniz başta olduğu halde, bütün millet tebrik ediyor. Ben yine İstanbul’a dönüyorum. İnşallah, bundan sonra da büyük muvaffakiyetler kazanarak, düşmanı bir daha baş kaldırmayacak derecede kahreder ve şehitlerimizin ruhunu şad edersiniz. Sizi Allah’ın birliğine havale ederim. Unutmayınız ki, Allah her an yardımcınızdır.” Şeklinde bir beyanname yayınlayarak İstanbul’a geri döner.
Sarıkamış Harekâtı’nda, kaybedilen asker sayısı ile ilgili olarak çok farklı rakamlar zikredilmektedir. Liman Paşa’ya göre 42.000 askerimiz şehit olmuştur ancak birçok tarihçi bu sayının 50.000 ila 60.000 arasında olduğunu kanısındadır. 90.000 rakamı ise sadece Rus resmi kaynaklarında geçmektedir. Rus ordusu ise açıklanan resmi kaynaklara göre 32.000 asker kaybetmiştir ancak resmi kaynakların dışına çıkıldığında bu sayının artış gösterdiği bilinmektedir.
Sarıkamış Harekatı, askeri bir yenilgi ve Türk Milleti’nin yazdığı destanlardan yalnızca biridir. Sarıkamış Harekatı değerlendirilirken akıldan çıkarılmaması gereken en önemli nokta budur.
Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Murathan AKTÜRK
Aksun, Ziya Nur, Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı, Yay. Haz. Erol Kılınç, İstanbul, 2006
Alşan, Songül, Sarıkamış Kuşatma Harekatı Ve Şehitlikleri, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2014
Tekin, Zafer (2014), Sarıkamış Harekatı, http://sahipkiran.org/2014/01/02/sarikamis-harekati/ erişim:17 Aralık 2014







