Kürşat Taşdemir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kürşat Taşdemir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2015 Çarşamba

Savrulmuşum

Savrulmuşum

Zühre bir aşk seziyorum, sensizliğin gölgesinde.
Börtü böcek yalnızlığı, karanlık ve hıçkırığın ötesinde.
Ve yarın içeceğim en son sigaramın tütününde.
Elasından savrulmuşum gözlerinin...

Öyle bir şeydi ki seni sevmek, yaşamaktı mesela.
Tutsaktım güneşine fakat sen bana asi ve ukala.
Sözlerim bumerang her defasında döndü bana.
Belasından savrulmuşum sözlerinin...

Hayal, rüya, düş olmuşum yüreğim ayyaş, sarhoş.
Bu dünya sensiz, yani; güneşsiz, mevsimsiz pek boş.
Kara büyüyü yapmışlar yüreğine ben ise; berduş.
Kâbusundan savrulmuşum düşlerinin...

Kürşat Taşdemir




7 Mayıs 2015 Perşembe

Her Zerrem Sen

Karanlığa açılıyor kırık pencerem,
Ardında;pipom, cigaram, bestem
Bitmek tükenmek bilmeyen özlem
Kül renkli bulutlar içinde ben

Karanlık, yani sonsuzluk her zerrem
Hayallerden rütbe almak kıdem kıdem
Sensizlik şarkıları, cigaramın dumanı
Üflerim her gece bu penceremden...

Kürşat Taşdemir


4 Mayıs 2015 Pazartesi

Öyle İşte

Öyle İşte

Siz hiç aşık oldunuz mu ? Ben bir kere oldum. Adını duyunca şaşkın,  başkasını duyunca sağır oldum. Gece ya da gündüz, her an rüyanıza, hayalinize, düşünüze konuk oldu mu? Benim oldu. Mecnun oldum, başkası uğramasın dedim. Siz hiç ondan yani sevdiğinizden uzak kaldınız mı ? Onu görmek sizin için çetrefilli bir yolculuğa dönüştü mü ? Her dinlediğiniz aşk şarkısında onun adını duydunuz mu ? Okuduğunuz, yazdığınız, dinlediğiniz her şiir de ondan bir parça buldunuz mu ? Ben buldum keza bütün imgeler onun içindi sanki... Siz hiç görestiniz mi, ama öyle yüzünü gözünü değil onlar imkansızdan farksızdır böyle bir aşkta; sesini görestiniz mi? Ben görestim. Birgün kırmadı, esirgemedi sesini konuştunuz. Peki bu durumda taa uzaklardan telefondan konuştuğunuz halde, ayaklarınız titredi mi ? Benim titredi... Konuştuğunuz zaman ağzınızı açtınız fakat ses çıkmıyor ne yapardınız? Ben söyleyeyim gülerdiniz... O kadar saf oldu mu sevginiz, aşkınız ? Sadece gözleri bana baksın ve gülümsesin yeter dediniz mi?  Hepsini geçtim umutlarınız yıkıldı mı?  Benim asla! Olmayacak bir şeyin peşinden koşmak size ne yaptırır ? Hiç...

 Fakat karınca misali: Olmasa da, işe yaramasa da onun yolunda kaybolup gitmeye değer.      

 Neden derseniz eğer;

 Öyle işte, bu da böyle bir keder...

 Kürşat Taşdemir






2 Mayıs 2015 Cumartesi

Seni Sevmek



Seni sevmek;
Bir intihar bombacısının hayatta kalma ihtimali,
Seni sevmek;
Yerçekimine muhalefet,
Bulutsuz bir gökyüzünde doğal bir felaket…

Seni sevmek;
Temmuz’da kar,
Sonbaharda çiçek..
Seni sevmek ölüm kadar gerçek…

Seni sevmek;
İkindide yıldız,
Şafakta ay beklemek..
Islanmamak yağmurda,
Gökyüzünde yürümek..

Seni sevmek;
Bir bakışına ölsem de
Hiç ölmemek, ölümsüzlük düşlemek…

Seni sevmek;
Hücrede şafak beklemek,
Gözlerinin hayaliyle bilenip yaşama
İnadına ölmemek…

Seni sevmek;
Göz kırpmadan saplanıp ufka
Ve tereddütsüz bir inançla
İmkansızı beklemek…

Seni sevmek;
Yıldızlara kurşun sıkmak
Hayalini bir sır tutup denizlere haykırmak …

Seni sevmek;
İçimdeki boşluğun tasviri,
Doluluğun sırrı, hiçliğin ertesi…
Seni sevmek yine bir Cuma günü,
Peki ya ertesi?..

İçimde sessizliğin gümbürtüsü var
Şimdi susuyorum bağıra çağıra!..
Uzansam dokunurum ipekten saçlarına…
Tüm asilliğin ve güzelliğinle
Karşımdasın;
Ama bin ışık yılı uzakta…





Mert Adam

Muhsin Yazıcıoğlu'na İthafen

Bir adam tanıdık Mert Adam
Özü, sözü, töresi Denk Adam
Zalimlerin korkusu Dik Adam
Nasıl kıydılar sana Reis'im

Zaman geçti, yıllar oldu
Yüreğimize dertler doldu
Nasıl özledik bir bilsen
Nasıl kıydılar sana Reis' im

Failini bulamıyoruz
İntikamı alamıyoruz
Elimizi bağladılar
Nasıl kıydılar sana Reis'im

Sen üşüdün zaman durdu
Günlerce bekledik zaman doldu
İnşallah mekânın cennet oldu
Nasıl kıydılar sana Reis'im

Kürşat Taşdemir

1 Mayıs 2015 Cuma

Aşk Dedi

Aşk Dedi, Sustu...

Düşlerim, yine fırtınalı karadeniz manzarası gibi, kıyı ile çarpışıyordu. Evet sesini duymuştum. Bunların tek sebebi sesini duymaktı. Rüzgar şarkı söylüyordu, ruhumun en derinliklerine... Neydi bu ? Nasıl olabiliyordu ? Doğru düzgün görmezken nasıl böyle sıcak hissedebiliyordum ? O gülüşü hiç çıkmıyordu beynimden ve de sol kaburgamdan... Sahi aşk bumuydu ? Yanılamazdım. Sordum arkadaşlara: -Bu rüzgâr, bu ses, bu titrek şarkı... Duyuyor musunuz ? Hayır,  nereden duyacaklardı ki ? Bu benim içimden gelen o nağme-i eserdi. Sol kaburgam da bir acı hissettim. Eyvah! Ne oluyordu bana? Yüreğim bir sessizliğe büründü bir anda. Ne olmuştu ki ? Ağlıyordum sanki... Evet telefon kapanmıştı. Sordum bir gün kendime: -"Yaşadıkları mı neden anlamlandıra mıyorum?" diye. Aşk dedi yüreğim, sonra sustu...

Kürşat Taşdemir

Hayat Olmaktan Çıkıp, Cennet Olursun!


Ey hayat dedikleri, anlaşılmaz oyun! Hep risk teşkil eden kumar! Üç gün güldürüp beş gün ağlatan, zavallı ! Sana sesleniyorum. Senden korkmuyorum! O kadar zulmet ki... Senden zulüm benden sabır!  Ama bir kaç sözüm olacak sana hiç kusura bakma.
Nesin sen ? Ne yapmak istiyorsun? Beni korkuttuğunu sanıyorsun filhakika ama asıl korkan şeyin tam olarak sen olduğunu bilmiyorsun. Bilmediğine, cahilliğine veriyorum bu zulmü,  bu ayrımı, bu ikilemi! Ama sana tavsiyem ey kahpe, ey hayat!
-Sen de fanisin bil, bırak artık bu zulmü.  Ağlatmayı bırak,  İnsanları neselendir, insanları güldür!  Bunun zevkine var. Sahi sana bahseden olmamıştır. İnsanları gülümsetmek o kadar güzeldir ki! Sen bilmezsin... Bir insanı güldürünce, hele ki bu insan; dünyanın en tatlı varlığından daha tatlı ise... Kilometlerce uzaktan sana gülümser, senin haberin dahi olmaz fakat öyle hoş hissedersin ki... Ağlatmanın, üzmenin bunun yanında bir duygu olmadığını bile düşünürsün. Hatta ve hatta insanı mutlu etmenin mutluluğu öyle işler ki yüreğine... Hah işte o zaman hayat olmaktan çıkıp;
CENNET OLURSUN!

Kürşad Taşdemir