Doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Doğum

   
   Duygusal müzikler dinleyip etrafa gülücükler saçan bir ben miyim? Sebepsiz yere insanlarla konuşan. Ya da sebepsiz yere seviyormuş gibi yapan. Hiç yalnız değilmiş gibi davranan. Nereye gitmeliyim? Bu sefer nereye kaçmalı? Duygularımı nereden atmalıyım? Kime kızmalı, kimden öfkemi çıkartmalı, sonra da vicdan yapmalıyım? Kimin gözlerinden gözlerimi kaçırmalı, kimden hiç ayırmamalıyım? Kiminle gerekli şeyler konuşmalı, kiminle saçmalamalıyım? Bugün neden varım? Ve yarın yine neden var olacağım? Var olmak. Ne için kim için?
  Yalanların ve soruların asla bitmeyeceğini bilmeden bıraktım düşüncelerimi içime. Öyle ağız dolusuydu ki yalanlarım tükürmüyor kusuyordum hepsini. Kendime, herkese, her şeye. Özgürlüğümü kendim kısıtladım ben yalanlarla. Gitmem gereken her yere gittim. Gitmek istemedim. Ama gittim.
  Gitmek. Gitmek için atılmak. Atılmak için fırlamak. Rahimden fırlatılmak. Evet aslında tek yapılan bu. İçinden atmak. Atılmak. Çünkü içeride duramamak. İnsanoğlu hapisten korkuyor. Beklide tek korktuğu şey bu. Anlamaya başladığımız anda büyüyüp oraya sığmak istemiyoruz. Gerekli büyüme gerçekleşince de fırlatılıyoruz. Daha doğrusu zorla kendimizi fırlattırıyoruz.

  Fırlatıldıktan hemen sonra başlıyor boğulma ve pazarlık. Kendi nefesinde boğulmak. Nefes alırken boğulmak üstelik. Nefes ala ala boğulmak. Nefes vere vere. Parayla alınamayan bir şey söyle diye sordu filmde 'Hava' dedi adam. Yanlış! Asıl en büyük ödemeyi havaya veriyoruz. Hayatımızı onun üzerine ipotek ettiriyoruz. Almadığımız an ölmüyoruz. Öldüğümüz an almıyoruz. Çünkü ciğerlerimizde verecek hayatımız kalmıyor.