Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2016 Salı

Bensiz Liman


Seninle ölemeyiz sevdiğim
Beraber yaşayamayacağımız gibi,
Ömürlük olamaz bizim sevdamız
Farklı masalların kahramanlarıyız
Sen henüz yazılmamış bir masaldaki güzeller güzeli,
Ben içinde prenses olmayan bir masalın prensi
Yolunu kaybetmiş bir savaşçı

Ellerimi ellerinle ısıtamam
Gözlerine uzun uzun bakamam 
Saçlarını tarayamam
Kokuna sarılamam
Diz dize yaşlanalım diyemem
Halbuki ne güzel yaşlanırsın sen.

Çok değil istediğim;
Limanım olsan benim,
Yüreğim yüreğinde, ben sende dinlensem,
Çayıma kahvenle eşlik etsen,
Gözlerin değse gözlerime,
Gökyüzüne bakmak yerine dalgalarını izlesem,
Güzelliğine doğan güneş eşlik etse,
Yorulduğumda yatsam kumlarına,
Sinirlendiğinde sert kayalarını göstersen,
Ama kıyamasan bana 
Alabora olmama izin vermesen,
Benim olmasan da bensiz olmasan.

İnan ki çok değil istediğim,
İnan ki çok değil yapabileceğim,
İnan ki çok değil.



19 Ekim 2015 Pazartesi

Beklenen Gün

İlk damla düştü yere
Geçti gönlümü yaktı
Yağdı yağmur
Islanamadık beraber

Sen orada ben burada
Mesafeler var aramızda
Sen gittikçe uzaklaştın
Ben sadece kaldım

Baktım
Yandım
Yazdım
Yaktım

Yağmur söndürür sanmıştım,
Olmadı.
O yaktıkça ben bir sigara daha yaktım

Gökyüzünden uzak kalamayan dumanına hasretti
Hasretiyle kül oldu
Kavuşamayacağını anlayıp düştü yere

Hasretten bittiğimi düşündükçe daha çok yandım
Ne kül olabildim
Ne de kül olmadan sönebildim
Biz bittik.
Ben bitemedim.

Yağmurlu Günleri Beklemek

Yağmur yağsa artık
Islansa saçların
Kokusuna hasret yaşadıklarım
Atışına kurban olduklarım
Islansa saçların

Islansın saçların
Islansın ki ortak bir şeyimiz olsun
Islansın ki aynı yağmurda yıkanalım
Senin güzelliğin benim gözyaşlarıma karışsın
Islansın saçların

Islak kalmasın saçların
Artık diyemem sıkı giyin
Üşütme sol yanım
Soğuğu serttir
Eskisinden de sert
Ellerin üşürse ısıtamam
Veremem ceketimi
Gitme diyemem
Üşütme sevdiğim
Kıyamam!

4 Ekim 2015 Pazar

Bağlaşıklık

Sen edat olsan Ben bağlaç Mesela Ayrıksayamasalar bizi birbirimizden Kafası karışsa öğrencilerin Sövseler ardımızdan Yine de yılmasak Benzer olmaktan Yine de yıkılmasak Vazgeçmesek bu aldatmacadan Bilmeyenlerin aynı şey zannettiği İki farklı dil bilgisi terimi olsak ya seninle Adımız hep beraber anılsa Bizi ayıramayanların puanları kırılsa Ama biz kırılmasak Boyumuzu aşan dalgalara karşı Vahşi bir dalgakıran olsak
Seni bana bağlayan bir bağlaç olsam Sen de cümleden ayrılamayan bir edat Cümlelersiz, kelimelersiz birer anlamsız ses olsak Bütünler anlamlılaştırsa bizi "Olamaz mı? Olabilir"
Belki bir gün gözlerinin rengi Büyük harfle başlayan bir cümlede Anlata anlata bitirilemez İşte o anda ben girerim devreye Ama fakat lakinler yok olur Ve derim Gözlerinin rengi zümrüttür Ve çok güzel bakar Ve aşıkken gözleri
-Amma velakin- Bana hiç öyle bakmamıştır ki
•19 Eylül 2015•



Noktalanamayanlar

Noktalama işaretleri, engel değil sevmeye Mesela sen nokta koysan aramıza Ben büyük harfle başlardım Yeniden seni sevmeye
Ünlemlerle başlamıştık, hiç unutmam Her cümlemiz kavga, kıyamet Oysa ne güzel virgüller eklemiştik birbirimize Bıraksan, şimdiye roman olmuştuk Başı sonu belirsiz, Ortası sen
Şimdi, Allah kahretsin şimdiyi Geçmiş zamanda iyiydim ben Kim getirdi buralara beni?
Çünkü şimdi, Sorular bitti, ünlemler gitti Bir nokta bile bırakmadın geriye Boyum kadar bir silgiyle silinmiş gibiyim Hem de kalitesiz bir silgi Kağıdın bir ucuna seni Bir ucuna beni bulaştırmış Becerememiş yapmayı Hiç yaşanmamış gibi
Geniş zamanlarda bir yerde ben, Bir üç nokta bıraksam şuraya Ve sen, İki noktayı alıp da Gitmesen
Ne iyi olurdu sevdiğim, İmla kurallarına inat Yine sen, Cümlemizi bitirmesen
•3 Ekim 2015•
Nesya Eskenazi

Bir "Büyük" Sen

Yüzünü ezberlemek kolaydı Bütün yazılılarından geçmiştim sevdanın Zor olan yüzünü anlatabilmekti Mesela o çenendeki minik çukurda Hiç saatlerce kaybolmamış birine O sığ çukurun belirsiz derinliğini anlatmak Hangi sıfatlara verilebilir bir görevdi? Ya da o çukura bakarken hissettiklerimi Hangi fiillerle hangi zarflar Somutlaştırabilirdi, yargılı cümlelerde?
Nasılsa benimsin diye Saklayacak değilim güzelliğini Nasılını bulana dek Eskiteceğim bütün kelimelerimi Ama sen, eskimeyeceksin hiç Bir dizi şiirde Bin dize olacaksın, anlaşılamamış Ama ben, anlayacağım hep Bir tek ben seveceğim seni Öyle sade, öyle sek Kıdemli bir meyhaneci gibi Eşliğinde, Müzeyyen Senar dinleyerek
•3 Ekim 2015•
Nesya Eskenazi



7 Temmuz 2015 Salı

Yanaklarında Ürkek Bir Kelebek Gibi

Bakışlarım,
belki de saçlarında
Meçhule uzanan bir umut
karışıyor damarlarıma.
bakışlarım,
yanaklarında ürkek bir kelebek gibi
yalnız ve kimsesiz
bir maşuk edasıyla
dolaşmıştır.








yusufkenanduran

2 Temmuz 2015 Perşembe

Bazen



Bazen



Bazen hayallere kapılırız. Sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara rağmen…

Bazen çok mutlu olmak isteriz. Çevremizdeki mutsuz insanlara rağmen…

Bazen zenginlik isteriz. Dünyadaki aç insanlara rağmen…

Bazen bir umut bekleriz. Hayatında bir kere bile umut edememişlere rağmen…

Bazen daha güzel bir yüz görmek isteriz. Aynadan kaçan onca insana rağmen…

Bazen uyanıkken sarhoş olmak isteriz. Daha uyanamamış olanlara rağmen…

Bazen her şey bizim olsun isteriz. Hayatta hiçbir şeyi olamayanlara rağmen…

Bazen çok hızlı koşmak isteriz. Daha yürümeyi başaramayanlara rağmen…

Bazen herkes gitsin isteriz. Son anlarını bile yalnız yaşayanlara rağmen…

Bazen kılımız kıpırdamaz. Bizden mucize bekleyenlere rağmen…

Bazen kocaman bir dünya isteriz. Küçücük kulübelere rağmen…

Bazen vazgeçeriz yaşamaktan. Ölümün kıyısında duranlara rağmen…




Abdulkerim Çiftci

26 Haziran 2015 Cuma

22 Haziran 2015 Pazartesi

Levan'a şiirler

Bir gün gideceksin.
Biliyorum.
Gözlerini kaçırışların bu yüzden
"Bana bağlanma" deyişlerin.
Halbuki sen bilmiyorsun
Ben sana bağlanmadım
Ben sende kendimi buldum.
Ben sende daha az yalnızdım
Daha az kimsesiz.
Daha az hüzünlü.
Korkuyorum.

Çünkü bir gün gideceksin.
Biliyorum
İçimdeki sızı bu yüzden
Gözlerimi hiç terk etmeyen buğulu bakışlarım
Bu yüzden.
Parmaklarının izi var bedenimde
Ruhumda.
En derinlerimde
Kendimin bile gitmeye korktuğu yerde
Sen varsın
Hissediyorum.

Ama bir gün gideceksin
Biliyorum.
İlk gidişin olmayacak bu Levan
Hatırlıyorum.
https://www.facebook.com/pages/Yeralt%C4%B1ndan-%C5%9Fiirler/1394649454184030?fref=ts

15 Haziran 2015 Pazartesi

Varmak İstediğim

Ben, bir damla denize kavuşmayı bekleyen
Sen, bir deniz tek başına yetebilen

Ben, bir damla bulutundan kopup düşen
Sen, sıcak gülüşü olan
Ben, gülüşünü görüp eriyen

Ben, o denize kıyı olmak isteyen
Sen, bir sahil kasabası mutlu yaşanabilen

Sen, en güzel bölümü bir şarkının
Ben, anlaşılmadan geçilen
Sen, hep hatırlanan

Sen, engelleyen yok oluşumu
Sen, tekrar ısıtan içimi
Sen, gökyüzüne kavuşturanım
Sen, tek umudum belki de sonum...

3 Haziran 2015 Çarşamba

Savrulmuşum

Savrulmuşum

Zühre bir aşk seziyorum, sensizliğin gölgesinde.
Börtü böcek yalnızlığı, karanlık ve hıçkırığın ötesinde.
Ve yarın içeceğim en son sigaramın tütününde.
Elasından savrulmuşum gözlerinin...

Öyle bir şeydi ki seni sevmek, yaşamaktı mesela.
Tutsaktım güneşine fakat sen bana asi ve ukala.
Sözlerim bumerang her defasında döndü bana.
Belasından savrulmuşum sözlerinin...

Hayal, rüya, düş olmuşum yüreğim ayyaş, sarhoş.
Bu dünya sensiz, yani; güneşsiz, mevsimsiz pek boş.
Kara büyüyü yapmışlar yüreğine ben ise; berduş.
Kâbusundan savrulmuşum düşlerinin...

Kürşat Taşdemir




2 Haziran 2015 Salı

Üzgünüm

Bakma bana öyle güzel
Sevemem seni!
Solumdaki boşluğu doldurmak için kullanamam seni
O çocuksu gülümsemeni bozamam
Gözlerindeki buğudan tanıdım seni
Sevgiyi enlerde yaşayanlardansın sen de
Tekrar acı çektiremem sana.
Gözlerini kaçırdığında
Gözünün üstüne düşen saçın,
Gözlerimiz buluştuğunda
Koyacak yer bulamadığın ellerin,
Sana bakıp gülümsediğimde
Saklamaya çalıştığın gülüşün,
İnerken attığın endişeli bakışlar,
Durup bakıp bakmadığıma bakman,
Gökyüzü gibi gülümsemen,
Etkilemedi değil tabi ki
Ama sen de anla lütfen!
Başkasını severken dokunamam kalbine.
İhanet edemem aşkıma,
Yanımda olsa da olmasa da.
Anla beni sevemem seni!

29 Mayıs 2015 Cuma

Arayış

Büyük kelimeler ararım hep
Kızlarda kuzguncuklarda
Kızgın kumsallarda
Duvarlara yazılmış şiirlerde
Başka yerlerde
Bambaşka şehirlerde
Yükümlü taşıyan yelkenlilerde
Sigaramı yakıp çayımı yudumladığım kahve köşelerinde
Başka yerlerde
Bambaşka kalplerde
Büyük anlamlar aradım hep
Sayılarda harflerde
Ucu bucağı gözükmeyen sonsuz maviliklerde


23 Mayıs 2015 Cumartesi

Gecenin Sonunda Bir Davaya Uyanmak



Susuzluğa durmuş bir kalbin
Küskün şafaklara şarkısıdır.

Ben adam olmaya yeminli bir çocuk
Duyamadığım çığlıklar büyütüyorum içimde
Bir nefese bombalar damlatacak kadar tesirli
Bir hayata çarpıp kalacak kadar kadim
Avuçlarımdasın, hissedemiyorum
Aklımdasın, dokunamıyorum
Bayındır kılınmayı bekleyen dünyalarda
Küfürlere basarak
Kör topal yaşamaya çalışıyorum

Adın yazılıyor yavaştan
Sessiz mühürlere
Bu, bir çocuğun kafasına kurşunlar yağdırmasıdır
Bu, bir çocuğun adam olma davasıdır

Yürümekteyim görülmemiş dik yokuşlardan
Arşınlanır yabancı evler çarpa çarpa
Vurgun damağıma yapışır kalır
Nasır tutan vücudumda birikir nefesin
Ellerimle, dudaklarımla, tırnaklarımla hissederim de
Bir tek kalpten akla gidecek
Uçurumlar kapalıdır
Sarhoşluk lakırtılarının tam ortasındayım

Bilmeden yaşarmışçasına
Suni çalkantılara terk etmişim yazgımı
Harami güzelliklerle bezeli bir bedene koşturuyor ruhum
Duyduğum kahkahalar büyütüyorum içimde sabaha karşı
Kurşunlarla sevişme merasimlerinde
Fakat ne zaman kaldırsam başımı
Çiçekler ihanet kokmaya başlıyor
Gözlerinde okuyorum yeminini bir çocuğun
Gülünç dosyalara sıkıştırıyorum
Alelacele bir kavganın yapraklarını
Sahiden, ne zaman kaldırsam başımı?

Adın siliniyor yavaştan
Sessiz mühürlerden
Bu, bir çocuğun sokaklarda yalnızlığını haykırmasıdır
Bu, bir çocuğun adam olma davasıdır

Takdirin sevimsiz tadı değiyor
İhtimaller üzerine kurduğum dünyaya
Kapıları zorluyor zamansız görünmeye çalışan bir veda.
Yırtarcasına şuurumu, yakışıksızlıklar sıralıyorum peş peşe;
El değmemiş bir adım atıyorum.
İsmini kovuyorum her yandan;
Sımsıkı yeminime sarılıyorum.
Tek kişilik bir kaosta kaybederken bir yanımı;
Bir yanım uyanıyor görünmezlik uykusundan.
Sen yol alırken dönülmezlik vakitlerinin doruğunda
Hiç bilmediğim adını fısıldıyor bir kader
Geri dönen mektuplarımda
Ben seni buluyorum.

Duydu küskün şafaklar
Susuzluğa durmuş kalbimin şarkısını
Duydu duyumun arkasına yuvalanmışlar
Kalpten aşka giden uçurumların çağrısını
Gördü zerreme kadar idrak yolların sonunda
Sessiz mühürlerin damlasını

Artık sevebildiğim saltanatlardan bana kalan
Yüreğime düşmüş bir devrimin yankısıdır
Bu, bir çocuğun adam olma davasıdır

Onur Dönmez 
19.05.2015

05.36

21 Mayıs 2015 Perşembe

Kırmızı Halılar


Geldin.
Kış daha yeni bahara çalıyordu,
Habercileyen  olmadı gelişini.
Ne kapıda ben bekliyordum seni,
 Ne de kırmızı halılar.
Sevdin.
Temmuz ayının küçük bir mehtabı
Sevmesi gibi...
Ne bu sevgiyi isteyen oldu senden,
Ne de bu sevgi uğruna
Önüne kırmızı halılar seren.
Alıştırdın.
Bir yavruyu iki damla ana sütüne
alıştırır gibi.
Her şeyi kırmızı halılar için yaptın.
Serildi.
Kırmızı halılar,
Yüreğimin halıları
bir bir önüne serildi.
Gittin.
Sanki hiç gelmemiş
Sanki hiç sevmemiş gibi
Gittin.
Ne ben bekliyordum bu gidişi
Ne de kırmızı halılar.
Ama şimdi anlıyorum ki
Bahara çalmayan hiçbir kış

Bir halının kırmızılığını hak etmezmiş.

Sena Adıkutlu

19 Mayıs 2015 Salı

Gündelik Döngü

Her seferinde umutlanıyor insan
İlk teki dilek için kullanıyor
Belki saatlerce belki günlerce bekliyor
Sıra o son teke geldiğinde
İçinde bir burukluk başlıyor

O sonda sadece umudunu değil
Beraberinde kendinden bir şeyleri de yakıyorsun
Bitene kadar defalarca tekrarlıyorsun içinden
Son ya, bir nefes daha derken
Bir bakmışsın yanmış dudağın
Atmaya kıyamıyorsun
Ama tutamıyorsun da

Üstünden günler haftalar geçiyor
Değişen bir şey yok
Yeni paket yeni umut
Aynı dilek aynı suskunluk
Susuyorsun yine
Kimse bilmiyor niyesini
Tam açacakken ağzını
Zehirli bir nefes daha alıyorsun
Susuyor içindekiler
Bitiyor söyleyeceklerin.

17 Mayıs 2015 Pazar

Nasihat



Karala kardeş karala
Kalemin nefsin olsun
Kağıdın kalbin
Bırak insanlar ne derse desin
Her şey seni bırakır
Annen gider,baban gider
Eşin gider
Kalemin kağıdın kalır
Karaladığın baki kalır
Sev kardeş
Bırak insanların içi zifiri karanlık olsun
Yinede sev
Bir mum gibi ol
Yana yana ışık ver
Aydınlat zifiri karanlığı
Mürekkep ol bulaş şiirin ellerine
Mutlu ol yeter kardeş mutlu ol
Bu hayat üzülmek ve yas tutmak için çok kısa



Posted via Blogaway


16 Mayıs 2015 Cumartesi

Denizkızı

Görsem pullarının ışıltısını
Gözbebeklerime değercesine
Süzülsem suyun maviliğine
Zerk etse aklım başıma
Nadide bir yansıman okşayıpta suyu
Sudan sıçrayan saçlarını
dağıtırcasına
Bir şiir mırıldansan kulağımın kıyısına
Gülümsesem süzüldüğünün sudan bir yudum alsam
İçtiğim su sensizliğim olsa


15 Mayıs 2015 Cuma

Boz' Ay




Kımızlar içilirken söylenir maniler
Kağanlar dinler ozanlar söyler

Kılıçların şakırtısı işitilirken meydanlarda
Düşmanın yüreğine inen kılıç bile ferahlatmaz yüreği
Ayyüzlüyle karşı karşıya kalmanın ezilmişliğini

Özlem nehir misali peyda olur akar kalbe
Akıl mahkumdur, güzelliğini geceden alan ay gözlerine

O gözler ki hüznün perdesi
O gözler ki kalbin efendisi

Zanneder misin ki attığın ok acıtır yüreğimi..