Cepler dolusu yalnızlıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cepler dolusu yalnızlıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2015 Pazar

Cepler Dolusu Yalnızlıklar

        Yürüyordu. Adımları yorgun, elleri kimsesizdi. Kimseye bakmıyor, sadece adımlarına odaklanmış ilerliyordu. Etraftaki hiçbir şey ilgisini çekmiyor, onu etkilemiyordu. O, sadece yürüyordu. Gözleri telaşlıydı. Bir yere veya bir kişiye üç saniyeden fazla bakamıyordu. Giydiği siyah mantosunun içinde adeta kaybolmuştu, saklanmak istermişçesine. Elinde kitabı vardı, hiç bırakmadığı kitaplarından biri. Ona başka dünyaları, başka yaşamların da olduğunu kanıtlayan kitaplarından biri. Onu bu cehennemden çıkarıp, gökyüzüne, hayallerindeki maviye ulaştıran kitaplarından biri. Yürüyordu, sanki geç kalmıştı. O kadar hızlı yürüyordu ki sanki bir şeylerden kaçıyor, saklanacak yer arıyordu.
         Yalnızlıkları, onları bırakamıyordu işte. Onlardan kaçamıyordu. Bütün yalnızlıklarını ceplerine doldurmuş, yürüyordu. İki dakikada bir saatine bakıyor, baktıkça yüzünde bir ekşime beliriyordu. Oflayıp yürümeye devam ediyordu. Yürüyordu.
          Sonra birden durdu kadın. Bir sigara yaktı. Köşede gitar çalan adama birkaç kuruş bırakıp bir süre derin düşüncelere daldı. Gözlerindeki o telaş kaybolmuş, onun yerini hafif bir hüzün almıştı. Gözleri daha anlamlı bakıyordu. Yalnızdı hala. Elleri hala kimsesizdi. Sigarayı tutan narin parmakları bembeyazdı. Sonra teni, teni de bembeyazdı. Hüzünlü gözleri, hüzünlü bir açık kahverengiydi. Saçları kıvır kıvır omuzlarına düşüyordu, hüzünle. Kızıl saçları vardı kadının.
          Sigarasını içmeye devam etti. Sonuna kadar. Sanki içine çektiği sigaranın dumanı değil de acılarıydı. Acıları içini parçaladı. Canı acıdı, fark ettirmedi. Özledi bir an kadın. Dokunmayı özledi. O kirletilen saf duygularını özledi. Kimsesizdi artık. Kocaman bir çölde kimsesiz olan yaşlı bir ağaç gibi kimsesizdi. Sigarasını yere attı, ayakkabısının ucuyla söndürdü. Gökyüzüne bakıp yalvarırcasına bir nefes aldı.
          Ve tekrar yürümeye başladı. Yürümek huzur veriyordu ona. Yolda olmak. Yürümek, çabalamak gibi, var olmak gibiydi yürümek. Bir şey hissetmiyordu, çünkü hislerini çoktan kaybetmişti kadın. Ruhsuz adamların bedenlerinde kaybetmişti duygularını. Ruhsuz adamlar dokunmuştu ona ve canını yakmıştı.Her canı yandığında bir hüzün daha yakıyordu umut üflemek için. Her nefeste çareşizliğin yankısı kulaklarında, bir sevgi azalıyordu. Hala yürüyordu. O sokağın önünden geçerken başını önüne eğdi. Bakmadı sokağa, durmadı, merak etmedi. Maviliğini bıraktığı sokağın yanından geçti ama umursamadı. Sadece ufak bir sızı hissetti derinlerde bir yerde, aldırmadı. Devam etti yürümeye. Yürüyordu. Gözlerinde o telaş tekrar belirdi. Saate baktı bilmem kaçıncı kez. Birden bir binanın önünde durdu. Gelmişti. İstemeyerek binanın içine girdi. Yorgundu. Çok yorgundu. Ve kadın, sigarasının parasını ödeyebilmek için o gece yalnızlıklarını sattı.