Söylemek istiyorsun biliyorum, biliyorum bilmesine de dudakların neden düğüm düğüm? Susturuyor mu yoksa nefeskesen rüzgar? Üşüdün mü, üşüdüysen ört pencereyi aciz bedeninden savururcasına hüznü. Yapraklardan süzülen aşk taneleri yolumu bulduruyor bana kutup yıldızı misali. Sözlerin mi? Şimdi öyle soğuk ki kelimelerin, gözyaşlarımı mabedim yapmamak için çırpınıyor kirpiklerim. İşte bundandır iki saniyede bir dalıp gitmelerim. Rüzgara söyle sevgili bir daha getirmesin burnuma tebessüm dolu kokunu, ruhum dayanıklı değil ölüp ölüp dirilmelere. Sahi sevgili yazık etmişler yağmura çamura boyuyor diye yolları, yazık etmişler şaraba içip içip sapıtanlar var diye ve yazık etmişler aşka taşımak için yüreğine ağır gelenler hayatta diye. Yıpranan aşk mı, aşkı yaşayanlar mı? Unutmak için melodilerin uğultusuna sığınanlarda mı var yoksa bir tuhaflık? Mehtaba dalanlar ne zamandan beri yıpranan benliklerini kokunla süslüyorlar? Sen kimsin sevgili, kimsin ki gelmişine-geçmişine bu kadar gömüldü yüreğim? Cevapsız soruların çığlıklarıyla bu kadar doluyken tükenmişliklerim, satır başlarında hala seni soluma isteğim neden? Aşk mı diyoruz buna yoksa her yitirilişin acı bir ıstırabı var da ben mi bilmiyorum?
Melisa AYDEMİR
