Yazarken her şey
bir kez daha gözümün önünde canlanıyor. Yaşarken fark edemediğim, önemsiz
sandığım ayrıntıların sessiz dili deşifre oluyor. Aslında sayısı önemsiz
birbirine çok benzeyen ama asla aynı olmayan ve hatırlanmak istemeyen zihnin
bir tarafına itilmiş o aptal düş yığınları da hatırlanabiliyor çoğu zaman.
Bazen de yapılan onca gereksiz hatalara saplanmış geçmişi anlatmaktan başka bir
şeye yaramayan sözcükleri yeniden düşünmekle geçiyor vakit, ilişkilerini kuruyorsun
yeniden, zihni buna zorluyorsun yarım kalan çatlakları kapatmak için.
Hatırlanan yerler başka yaşanmışlıklarla karıştırılıp telafi edildikten sonra o
boşluklarda yerini alıyor, az hatırlananlar bazen en iyi anı görünümüne sahip
olabiliyor. Böylece her şey yeniden
yaşanıyor bilinçte, yaşanmayanlar bile yaşanmışçasına karışıp gidiyor çoğu
zaman. Yanlış hatırlananlar ya da yaşanılan olumsuzlukları aklın istediği
şekilde baştan kurgulayıp bunu geçmişe yapıştırmaktı bazen. Güzel değil mi? Ya
da çok acı?
Mevsimsiz Sohbet
https://twitter.com/arpaslanbudak
