Kübra Eyüplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kübra Eyüplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2015 Çarşamba

Ait

Kendimi sana ait hissediyorum. Senden baska hic birseyim yokmus gibi. Memleketim, anavatanım, yerim yurdum senmiş gibi. Bataklıkta gibiyim ve gün geçtikce sana karısıyorum. Seninle bütün, seninle var oluyorum. Abisinin elini bırakmayan çocuk gibi sıkı sıkıya tutunuyorum sana. Kokuna, sesine, kirpiklerine, o güzel bakan gözlerine, adımı söylerken dudaklarında oluşan hafif ama can yakıcı tebessümüne. Ellerinin sıcaklıgından daha etkili bir ilaç varmı benim için. 
Ya içimde kelebekleri uçuşturan, ömürlerini uzatan o bakışların?
Pekiya sensizlik?   Nasıl anlatır, nasıl kelimelere döker, nasıl düşünürüm bunu. Düşüncesi bile nefesimi keserken. Kalbimden seni çekip aldıkları düşüncesi. Elimdeki bir dünya sevgiyle, aşkla söndüremem bu yangını. Düşerim, dizlerim kanar, yutkunamam, hafifletemem bu acıyı. Terkedilmiş bir şehir olur çıkarım, kimsesiz olur çıkarım, sensiz olur çıkarım..

Kübra Eyuplar

30 Mart 2015 Pazartesi

Anne Gülüşü

Mutlu , mutluluk, gülümsemek.
Bana mutluluğun kelime anlamını sorsanız hiç tartışmasız 'mutluluk annemin gülüşüdür' derim. Çünkü o kadar az ve nadir gördüğüm bir eylemdir ki o, günlerce hasret kaldığım günlerce mutsuzluğumla savaştığım dudaklarımda gülümsemek adına bir milim kıpırdamadığı, göz bebeklerimin sevinçle parlamadığı zaman dilimidir. Annemin en içten güldüğü vakit annesi ve kardeşleriyle birlikte geçirdiği anlarda gün yüzüne çıkar. Tıpkı bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun ardından gökkuşağının şehri neşelendirmesi gibi. Burda yağmurlu gün ikinci ailesi yani biz oluyoruz sanırım. Gözlerimizde hep bir hüzün hep bir nem var. Hep bir arayış. Bu küçük bedenime fazla geliyor herşey. Bu fazlalıklar içinde boğuluyorum. Kayboluyorum..

Kübra Eyuplar

22 Mart 2015 Pazar

Arayış

 Arayış                                 

Elinde kalemle defterin başında saatlerce beklediğin oldu mu hiç? Akrebin ve yelkovanın yarışırken çıkardığı o sesi dinledin mi ? Oturmaktan boynundaki o ince sızıyı hissettiğin oldu mu? Keza kalbindeki sızı yanında bir hiçtir bu sızı. Ağlamamak için sıktığın dişlerin, göz pınarlarına kadar ulaşan ama senin geri ve yine geri gönderdiğin o inci taneleri gibi. Sonra birden bir hançer hissedersin kalbinin en derinlerine inen. Ağır gelir ağlayamamak aslında bir o kadar da ağlamak. Sayamadığın kadar zaman geçer o kenarları soyulmuş, sayfaları yıpranmış defterin başında. Sonra o hançerin yerini bir ışık alır. Sana umudun habercisidir o ışık. Ve başlarsın yazmaya. Yazarsın. Yazarsın.. Yazarsın... 

Kübra Eyuplar

20 Mart 2015 Cuma

Nisan Geceleri

Çığlık çığlığa bağırmak istediğim şeyler var içimde.Hayatla yoğurulmuş dertler.Çoğu zaman tam bitti derken acılar, peşi sıra başa sarar yine. Önemli olan üstesinden gelmek sanırım.Hayatı yenmek.
İnsanın dilinin varmadığı, anlatmaya mecali olmadığı yaralarına dermandır doğa.
Islak yağmurlu bir günde üstü başı kir, çamur içinde izbe bir sokakta soguk sokak kaldırımına dizleri üzerine çökmüş deli gibi bağırıp isyan eden bir adam gibi. İnsanlara anlatamadığını doğaya anlatır adam.Yere düşen her bir damlayla beraber kusar içindekileri. Huzuru, mutluluğu bulmuştur artık.

 Kübra Eyuplar

19 Mart 2015 Perşembe

Eylül Geceleri



Bir çift güçlü kola muhtaç kadınlar tanıdım
Eylül gecelerinde yitip giden
Umutlarıyla ve hiç bitmek tükenmek bilmeyen acılarıyla beraber
Gece dallarına yıldızlar konarken
Çıplak betona düşerken yapraklar
Amansızca esen rüzgarın etkisiyle dağıldı hüzünleri, yeminleri
Bir daha sevemeyecek olmanın, sevilemeyecek olmalarının düşüncesiyle karardı yürekleri
Gece onlar için huzur demekti
Kurtuluş demekti!

-Kübra Eyüplar-