19 Ekim 2015 Pazartesi

Beklenen Gün

İlk damla düştü yere
Geçti gönlümü yaktı
Yağdı yağmur
Islanamadık beraber

Sen orada ben burada
Mesafeler var aramızda
Sen gittikçe uzaklaştın
Ben sadece kaldım

Baktım
Yandım
Yazdım
Yaktım

Yağmur söndürür sanmıştım,
Olmadı.
O yaktıkça ben bir sigara daha yaktım

Gökyüzünden uzak kalamayan dumanına hasretti
Hasretiyle kül oldu
Kavuşamayacağını anlayıp düştü yere

Hasretten bittiğimi düşündükçe daha çok yandım
Ne kül olabildim
Ne de kül olmadan sönebildim
Biz bittik.
Ben bitemedim.

Yağmurlu Günleri Beklemek

Yağmur yağsa artık
Islansa saçların
Kokusuna hasret yaşadıklarım
Atışına kurban olduklarım
Islansa saçların

Islansın saçların
Islansın ki ortak bir şeyimiz olsun
Islansın ki aynı yağmurda yıkanalım
Senin güzelliğin benim gözyaşlarıma karışsın
Islansın saçların

Islak kalmasın saçların
Artık diyemem sıkı giyin
Üşütme sol yanım
Soğuğu serttir
Eskisinden de sert
Ellerin üşürse ısıtamam
Veremem ceketimi
Gitme diyemem
Üşütme sevdiğim
Kıyamam!

Sadece Parmak Mesafesi

Yusuf Kenan Duran'ın Sadece Parmak Mesafesi adlı yazısını okumak için tıklayınız.



4 Ekim 2015 Pazar

Bağlaşıklık

Sen edat olsan Ben bağlaç Mesela Ayrıksayamasalar bizi birbirimizden Kafası karışsa öğrencilerin Sövseler ardımızdan Yine de yılmasak Benzer olmaktan Yine de yıkılmasak Vazgeçmesek bu aldatmacadan Bilmeyenlerin aynı şey zannettiği İki farklı dil bilgisi terimi olsak ya seninle Adımız hep beraber anılsa Bizi ayıramayanların puanları kırılsa Ama biz kırılmasak Boyumuzu aşan dalgalara karşı Vahşi bir dalgakıran olsak
Seni bana bağlayan bir bağlaç olsam Sen de cümleden ayrılamayan bir edat Cümlelersiz, kelimelersiz birer anlamsız ses olsak Bütünler anlamlılaştırsa bizi "Olamaz mı? Olabilir"
Belki bir gün gözlerinin rengi Büyük harfle başlayan bir cümlede Anlata anlata bitirilemez İşte o anda ben girerim devreye Ama fakat lakinler yok olur Ve derim Gözlerinin rengi zümrüttür Ve çok güzel bakar Ve aşıkken gözleri
-Amma velakin- Bana hiç öyle bakmamıştır ki
•19 Eylül 2015•



Noktalanamayanlar

Noktalama işaretleri, engel değil sevmeye Mesela sen nokta koysan aramıza Ben büyük harfle başlardım Yeniden seni sevmeye
Ünlemlerle başlamıştık, hiç unutmam Her cümlemiz kavga, kıyamet Oysa ne güzel virgüller eklemiştik birbirimize Bıraksan, şimdiye roman olmuştuk Başı sonu belirsiz, Ortası sen
Şimdi, Allah kahretsin şimdiyi Geçmiş zamanda iyiydim ben Kim getirdi buralara beni?
Çünkü şimdi, Sorular bitti, ünlemler gitti Bir nokta bile bırakmadın geriye Boyum kadar bir silgiyle silinmiş gibiyim Hem de kalitesiz bir silgi Kağıdın bir ucuna seni Bir ucuna beni bulaştırmış Becerememiş yapmayı Hiç yaşanmamış gibi
Geniş zamanlarda bir yerde ben, Bir üç nokta bıraksam şuraya Ve sen, İki noktayı alıp da Gitmesen
Ne iyi olurdu sevdiğim, İmla kurallarına inat Yine sen, Cümlemizi bitirmesen
•3 Ekim 2015•
Nesya Eskenazi

Bir "Büyük" Sen

Yüzünü ezberlemek kolaydı Bütün yazılılarından geçmiştim sevdanın Zor olan yüzünü anlatabilmekti Mesela o çenendeki minik çukurda Hiç saatlerce kaybolmamış birine O sığ çukurun belirsiz derinliğini anlatmak Hangi sıfatlara verilebilir bir görevdi? Ya da o çukura bakarken hissettiklerimi Hangi fiillerle hangi zarflar Somutlaştırabilirdi, yargılı cümlelerde?
Nasılsa benimsin diye Saklayacak değilim güzelliğini Nasılını bulana dek Eskiteceğim bütün kelimelerimi Ama sen, eskimeyeceksin hiç Bir dizi şiirde Bin dize olacaksın, anlaşılamamış Ama ben, anlayacağım hep Bir tek ben seveceğim seni Öyle sade, öyle sek Kıdemli bir meyhaneci gibi Eşliğinde, Müzeyyen Senar dinleyerek
•3 Ekim 2015•
Nesya Eskenazi