Gözyaşları dostum.. Gönlümün sessiz sakini, dudaklarımın tükenmeyen çığlıkları, ruhumun kovucu ateşi.. Ağlayan sonbahar yaprakları savuruyor gecemi gündüzüme. Utanç veren çocuksu bir haykırış benimkisi. Yalnızlığım ürkütüyor yazdığım kelimelerin hepsini.. Ah sevgilim, sözlerin acı verirken kalabalık sessizliğime, gökyüzünden düşen her bir umut damlası yıkıyor şimdi kararan güneşimi. Sevda mı? Benimkisi sadece umut tiryakiliği! Dumanı çıkıyor gönlümün yangın yeri sefil yoksulluğundan, ellerim değiyor yitip giden kaybettiğim gözyaşlarıma.. Aşk sevgili, dostluk, arkadaşlık? Nerede diyor düşlerimin ağlayan hıçkırıkları, nerede dünyama yağan yıldız taneleri?
Hazır değil yüreğim hüküm giymeye, yargılanmak için daha çok ağlamak gerek.. Bir, iki, üç.. Hazır değilim! Dört, beş, altı.. Tükeniyorum! Yedi, sekiz, dokuz, on..Yoruldum! Yoruldu ümitlerim, ağlıyor şimdi sessizliğime gömdüğüm yüreğin, sus sevgili sus. Sen değil dostluk gerek şimdi bana. Dualarında yer veren yoldaş gerek yakarışlarıma! Düşlerimin canı, hayallerimi sulayan, gülüşümü semaya haykırışlarında gözyaşlarına emanet eden dost gerek şimdi bana.. Kılıçtan keskin sözlerini saklayıp adaletsizliği göğsüme geçirenlere değil, yıpranmış el yazmalarımı dünyaya koz eden düşmanlara değil, umut kırıklarıma göğsünü siper eden yoldaş gerek çığlıklarıma.. Sen değil sevgili, sen değil!
Yürüyorum.. Gidişlerini gözyaşlarıma emanet eden gölgelerin ardından, savaşıyorum kılıçlarını yüreğime geçirmek isteyenlerin tersine.. Dosta koşuyor şimdi tüm sözlerim. Duvarlar geliyor üzerime, yok yok hazır değilim kaybolmaya, silinmek için değil satır başlıklarından, doldurmak için kelime aralarını yükseliyorum semaya.. Soğuk burası dostum, üşüyor şimdi sevda muhtacı bakışlarım. Soğuk burası dostum, titriyor bir kedi misali ürken yüreğim. Soğuk burası dostum, alışkın değil yüreğim tek kişilik sessizliklere.. Alışmışım ben iki kişilik çığlıklara. Hayallerim bile üç kişilikti benim dostum. Notalar dahi yalnız değilken; olurken bir bütün beste misali, yıpratıyor şimdi bir kağıt kesiği gibi kanayan avuç içlerimi. Tutamıyorum artık, tutunamıyorum dostum.. Ezgiler bile tek yürek kaplıyor şimdi.. Solan çiçekler mi yok yok, yiten emekler benim yandığım.. Canına yangın yeri döşediğim, kirpiklerimde ıslanıyor şimdi hatıralarım.. Yok dostum tut şimdi sarmak için bedenimi.. Yemin olsun yıkılan duvarlarımın üzerine, gözlerin emanetimdir bedenime,sözlerin hatıra, dualarımdasın dualarımda..
On bir, on iki, on üç.. Hazırım! Hasret kalmışım meğer bir bakıştan yükselen ezgilere.. Kıvranıyorum şimdi, alıştım dostum.. Alıştım! Hazırım artık tek kişilik mısra başlarında ömür çürütmeye.. Yalnızlık dumanında zehirlenmek için de olsa rahat şimdi uyuyan masallarım.. Biliyorum dostum unutmayacak dudaklarından çıkan hiçbir yakarış adımı, sarmak için anılarımı belki de duyamayacak umudun hatıralarını.. Biliyorum dostum, artık ellerin kılıçlarını sırtıma geçirenlere siper, yüreğime saplanan tüm masalların zehrini akıtmaya hazır.. Karşında dağları eriten ben, hazırım şimdi tek kişilik dökmelere gözyaşlarımı.. Solan bir çiçek, avuçlarına ürkek bir kelebek bırakıyorum şimdi dostum. Unutma anılarım hep anılarında kalacak ve ben hep hüküm giymiş mağdur olarak kalacağım dualarında.. Ruhuma bir Fatiha ..
Melisa AYDEMİR

