Melisa Aydemir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Melisa Aydemir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2015 Salı

Melodilere Sığınan Fısıltılar



Söylemek istiyorsun biliyorum, biliyorum bilmesine de dudakların neden düğüm düğüm? Susturuyor mu yoksa nefeskesen rüzgar? Üşüdün mü, üşüdüysen ört pencereyi aciz bedeninden savururcasına hüznü. Yapraklardan süzülen aşk taneleri yolumu bulduruyor bana kutup yıldızı misali. Sözlerin mi? Şimdi öyle soğuk ki kelimelerin, gözyaşlarımı mabedim yapmamak için çırpınıyor kirpiklerim. İşte bundandır iki saniyede bir dalıp gitmelerim. Rüzgara söyle sevgili bir daha getirmesin burnuma tebessüm dolu kokunu, ruhum dayanıklı değil ölüp ölüp dirilmelere. Sahi sevgili yazık etmişler yağmura çamura boyuyor diye yolları, yazık etmişler şaraba içip içip sapıtanlar var diye ve yazık etmişler aşka taşımak için yüreğine ağır gelenler hayatta diye. Yıpranan aşk mı, aşkı yaşayanlar mı? Unutmak için melodilerin uğultusuna sığınanlarda mı var yoksa bir tuhaflık? Mehtaba dalanlar ne zamandan beri yıpranan benliklerini kokunla süslüyorlar? Sen kimsin sevgili, kimsin ki gelmişine-geçmişine bu kadar gömüldü yüreğim? Cevapsız soruların çığlıklarıyla bu kadar doluyken tükenmişliklerim, satır başlarında hala seni soluma isteğim neden? Aşk mı diyoruz buna yoksa her yitirilişin acı bir ıstırabı var da ben mi bilmiyorum?

Melisa AYDEMİR

21 Nisan 2015 Salı

Gölgelerin Deşifresi




Yalnızlık iliklerime su diye karıştırdığım bir merhem. Kazıdıkça kanatan, kanadıkça rüzgarın nemli okşayışlarında can veren.  Hüzünse diğer adı ümitlerimin. Sessizliğin göbek adı. Rüzgarlarında savrulan bir yaprak gibi çaresiz ve inatçı aslında. Yürek mi yürek bir kuş gibi sensizliğin çözümlenemeyen şifresi aslında! Öyle bir şifre ki gölgem desen, güneş hiç doğmayacak sanki, gözyaşım desem yağmurlar susacak hep ilkbahar meltemi savuracak yüreğimi. Ve işte son nefes alış verişlerimde hep bir huzursuzluk melodileri fısıldar oldu şu kırılgan yıldızlar. Bilirsin, ben gözyüzünü severim, naiftir, hassaslığı küskün diline vuran fırtınadan bellidir, duygusallığı ise yüreğine savurduğun barikatları eze eze geçen ılık rüzgarlarından anlaşılır. Merhamet dikenleri nankörlüğünü diline doladığın bir kedi gibi olur artık, ürkekliği öyle belli olur ki anlaşılan kanayan sen değil de anılarım aslında. Özlenen akıp giden binlerce dikenli damlalarım belki de. Özlenen şu buğulu camı okşadığım nefesim sayesinde sevda bataklığına saplanmış parmak uçlarımla yazdığım adın belki. Söylenenler ise hep aynı; "Ben yoksam ve yitirilenler umudun gölgesinde güneşleniyorsa yoksa ayrılığın gözyaşlarına sığınan yağmurlar sen bir hiçsin yürek burkan inci tanem!" Sonra sorgularsın kendini birden bire; "Gözyaşlarının ıslattığı gözler nasıl olur da alevlerle kanayabilir?" diye. İşte bütün meselen budur "Günah kokan diller nasıl sevabı okşayabilir ki!"


Melisa AYDEMİR



13 Nisan 2015 Pazartesi

Her Büyüyüş Bir Tükeniş



    Hayalini kurduğun şeyler iki adım ötendedir, ellerini uzatsan tutacaksın uçurumdan yuvarlanmak pahasına, koşsan yetişeceksin rüzgarın topraktan getirdiği nefes tüketen kokusuna düş'lerinin.. Her düş'ün bir düşüş'tür farkında olmazsın bazen ya da farkında olursun; lakin inandırmak yerine kendini sahteliğine gülüşlerin, kanarsın bile bile çamur yağan notaların tükenmişliklerine. 

    Yaşın sekizken mutlusundur, en büyük heyecanın tatilde kumdan kaleler yapmaktır, sarılmak en büyük özlemindir bir köpeğe onu kucaklarcasına ve sadece sevgi verirsin uçan her kuşa, penceresi açık odandan içeri umut yaprakları taşıdığı için. Büyürsün yavaş yavaş büyürsün hıçkırıklarla büyürsün, sabrı öğretir hayat sana hayallerine usul usul yağan lanet olası hüsranlıklarının en büyük teması. Büyümek istemiyorum anne, dersin. Çekip çıkaracak tek O'dur çünkü seni oradan. Anne dersin tut elimden, savuruyor rüzgar notalarımı yazdığım sayfalarımı, mutluluktan ördüğüm duvarlarımı sanki kağıttanmışçasına. Tut anne dersin tut yüreğimi, çalıyor fırtınalar onu, bırakma anne bırakma kasırgalar uçurumdan yuvarlıyorlar ümitlerimi. Bir sel gibi taşıyor ümitlerim tutamıyorum, yok yolu yok anne. Yolu yok, kurtar beni demek istersin. Geriye dönüp baktığında ise en büyük çığlıkların aslında en büyük sessizliklerin olmuş düğüm düğüm yüreğinde. 

    Yapılacak tek şey gitmektir dersin yüklenip gitmek bir, iki sırt çantasına yükleyip tozdan hayallerini. Düşünecek olursan ve soracak olursan bana; bırak, bırak dostum hayallerini de geçmişini de bırak, yük olur sana, taşıyamaz hiçbir vapur ümitsizliklerini. Bacakların taşır da bedenini, taşıyamaz bu yükü küçük yüreğin.. Soracak olursan bana bırak, binersin bir gemiye kaldıramaz sefil ağırlığını, yok dostum yok binsen şimdi bir uçağa kaldıramaz ki hayal kırıklıklarını. Seninkisi kürekleri ezilmiş bir sandalda seyahate çıkmak gibidir bilirsin. Bilirsin de yine de inandırırsın kendini, solgun nehirlerden taşan hatıraları toplamak için eğildiğin an gözyaşların tepe taklak olur, hayalini kurduğun ne varsa oracıkta boğulur. Allah'ım dersin Allah'ım kurtar. Kurtar kaybolan inci tanelerimi, çamura saplanmış yaşanmışlık yuvalarımdan. Sonra yine dönersin aynaya bir kendine bakarsın, sorarsın bildiğin ama bilmek istemediğin gerçekleri sorgularmışçasına. 

    Ah be ahh, gölgen bile terk ederken seni, nasıl inanabilirsin ki vazgeçilmez olduğuna, bir başkasının çekip gitmeyeceğine.. Unutursun, büyüdüğün duvarların altında ezilir ruhun. Artık sadece kağıttan uçakların ve sandalların kalır ellerinde ve yıpranan bir avuç da hayal kırıklığı. Masallara mı ne oldu, düşünmek istemezsin! Söylesem şimdi karanlık odaların ıssız çığlıkları emin ol boğar dibine kadar ömrünü. Sarılabileceğin masum bir hasret kalır he bir de her gün başında bekleyip ağladığın gece! O çok sevdiğin gündüzler çok mu adil sanırsın yine en vefalısı yıldızlardır gökyüzünde. Gözyaşların mabet olur akarken boğazından içeri, bir de onlar için nemlenir gözlerin sanki çok kuruymuşçasına.. Yağmurlar mı, onlar da neyin nesi diye düşünürsün bir an, üzül üzül yıkmaya geldiler küçük yüreğindeki hayallerini. Anne, anne ne istediler küçük bedenimden, daha çok küçük değil miyim sanki? Yüreğim ağır geliyor bedenime, hasretlerim gündüze yük, geceye kabus oluyor! Ben büyümek istemiyorum dersin, inadına her gün beş kat daha hızla büyür gözyaşların. 




    Üzül üzül, çok ağır geliyor sessizlik, yalnızlık. Kafanda daha cevabını bil(e)mediğin sözlerin var senin bilirim. Sormaya korkarkan kırılır binbir parça yüreğinde.. Ve bu yıpranmışlıklarınla ne zaman cesurlaşıyorsun biliyor musun? Akan her bir yaş tanesi akıttığında rimellerini, umursamadığında akan siyahlıkları beyaza. Zaten alışkınsındır her gecen bir parça siyah akıtır gündüzüne ve her sabrın hüsranlık yükler bedenine .. 

    Onlara söyleme anne, sakın onlara söyleme. Aramızda kalsın rüzgarın savurduğu notalarımdan akan çığlıklarım, sakın söyleme annem bırak bilmesin onlar sen bil yeter! Büyümek istemiyorum; çünkü ben büyüdükçe ve masumlaştıkça her geçen gün kalbim alev alıyor, tükeniyorum annem.. "Tükeniyorum !" Lakin bilirsin yapacağın tek şey yaşamaktır! O yüzden bırak şimdi kumdan kalelerini, oyuncaklarını kaybetmiş küçük bir çocuk gibi sızlanmayı bırak! Sen zaten en büyük çocukluğu büyümekle yaptın dostum. İşte o yüzden "YAŞA!", yaşamasını bilmeyen gözyaşlarına inatla! 


    Melisa AYDEMİR




6 Nisan 2015 Pazartesi

İnciten Bekleyişler

                                  

 Bekleyişler; sanki hiç duyamayacakmış gibi o tıkırtı seslerini hayal edişler .. Yürek algılarmış en zor olan yaşanmışlıkları, mağdur anıları. İşte unutsa da beynin, kavga etse de akreple yelkovan hareketsizce soluklanmak için izin vermez onu gördüğünde pır pır atan .. Sanki zorluyor mevsimler, bir gece döküyor yaşlarını kurumuş yaprak misali iç çekişlerinin ardından bir de güneş doğuyor sanki umudu avuçlarına yağdırırcasına .. Sığındıkça semaya, huzurla doluyor yüreğin bilirim ben, ya sen? Bazen görmek istemediklerine bile kalpte yer verirsin dediğini duyar gibiyim ya da belki de en çok görmek istediklerindir onlar ne dersin ? Bakmak ve görmek nedir asıl onu bilir misin sen? Bakmak yeterli midir görmek için derin unutkanlıkları, bakmak yeterli midir bir fotoğrafa saatlerce, görmek için gözlerdeki derin anlamı ya da şöyle sorayım; bakmak yeterli midir ruhuna inen huzurun sıhatini görmek için ellerinde? Bakmak nedir diye sorarlarsa söylersin o halde, görmenin yarısı bile etmez aslında !


Melisa AYDEMİR

5 Nisan 2015 Pazar

Ağlayan Düşler




Gözyaşları dostum.. Gönlümün sessiz sakini, dudaklarımın tükenmeyen çığlıkları, ruhumun kovucu ateşi.. Ağlayan sonbahar yaprakları savuruyor gecemi gündüzüme. Utanç veren çocuksu bir haykırış benimkisi. Yalnızlığım ürkütüyor yazdığım kelimelerin hepsini.. Ah sevgilim, sözlerin acı verirken kalabalık sessizliğime, gökyüzünden düşen her bir umut damlası yıkıyor şimdi kararan güneşimi. Sevda mı? Benimkisi sadece umut tiryakiliği! Dumanı çıkıyor gönlümün yangın yeri sefil yoksulluğundan, ellerim değiyor yitip giden kaybettiğim gözyaşlarıma.. Aşk sevgili, dostluk, arkadaşlık? Nerede diyor düşlerimin ağlayan hıçkırıkları, nerede dünyama yağan yıldız taneleri?
Hazır değil yüreğim hüküm giymeye, yargılanmak için daha çok ağlamak gerek.. Bir, iki, üç.. Hazır değilim! Dört, beş, altı.. Tükeniyorum! Yedi, sekiz, dokuz, on..Yoruldum! Yoruldu ümitlerim, ağlıyor şimdi sessizliğime gömdüğüm yüreğin, sus sevgili sus. Sen değil dostluk gerek şimdi bana. Dualarında yer veren yoldaş gerek yakarışlarıma! Düşlerimin canı, hayallerimi sulayan, gülüşümü semaya haykırışlarında gözyaşlarına emanet eden dost gerek şimdi bana.. Kılıçtan keskin sözlerini saklayıp adaletsizliği göğsüme geçirenlere değil, yıpranmış el yazmalarımı dünyaya koz eden düşmanlara değil, umut kırıklarıma göğsünü siper eden yoldaş gerek çığlıklarıma.. Sen değil sevgili, sen değil!


Yürüyorum.. Gidişlerini gözyaşlarıma emanet eden gölgelerin ardından, savaşıyorum kılıçlarını yüreğime geçirmek isteyenlerin tersine.. Dosta koşuyor şimdi tüm sözlerim. Duvarlar geliyor üzerime, yok yok hazır değilim kaybolmaya, silinmek için değil satır başlıklarından, doldurmak için kelime aralarını yükseliyorum semaya.. Soğuk burası dostum, üşüyor şimdi sevda muhtacı bakışlarım. Soğuk burası dostum, titriyor bir kedi misali ürken yüreğim. Soğuk burası dostum, alışkın değil yüreğim tek kişilik sessizliklere.. Alışmışım ben iki kişilik çığlıklara. Hayallerim bile üç kişilikti benim dostum. Notalar dahi yalnız değilken; olurken bir bütün beste misali, yıpratıyor şimdi bir kağıt kesiği gibi kanayan avuç içlerimi. Tutamıyorum artık, tutunamıyorum dostum.. Ezgiler bile tek yürek kaplıyor şimdi.. Solan çiçekler mi yok yok, yiten emekler benim yandığım.. Canına yangın yeri döşediğim, kirpiklerimde ıslanıyor şimdi hatıralarım.. Yok dostum tut şimdi sarmak için bedenimi.. Yemin olsun yıkılan duvarlarımın üzerine, gözlerin emanetimdir bedenime,sözlerin hatıra, dualarımdasın dualarımda..
On bir, on iki, on üç.. Hazırım! Hasret kalmışım meğer bir bakıştan yükselen ezgilere.. Kıvranıyorum şimdi, alıştım dostum.. Alıştım! Hazırım artık tek kişilik mısra başlarında ömür çürütmeye.. Yalnızlık dumanında zehirlenmek için de olsa rahat şimdi uyuyan masallarım.. Biliyorum dostum unutmayacak dudaklarından çıkan hiçbir yakarış adımı, sarmak için anılarımı belki de duyamayacak umudun hatıralarını.. Biliyorum dostum, artık ellerin kılıçlarını sırtıma geçirenlere siper, yüreğime saplanan tüm masalların zehrini akıtmaya hazır.. Karşında dağları eriten ben, hazırım şimdi tek kişilik dökmelere gözyaşlarımı.. Solan bir çiçek, avuçlarına ürkek bir kelebek bırakıyorum şimdi dostum. Unutma anılarım hep anılarında kalacak ve ben hep hüküm giymiş mağdur olarak kalacağım dualarında.. Ruhuma bir Fatiha ..

Melisa AYDEMİR

30 Mart 2015 Pazartesi

Hayaller Tufanı

Bir romanda okumuştum. Sahi ne diyordu sözleri? Tamam tamam hatırladım "Hayalleri kaybolan bir insan dipsiz bir karanlığa benzermiş, düşleri güçlendirirmiş insanı !" Öyle ya neden şimdi buraya bunu yazdım ki? Çünkü; bazen bir şarkının en güzel notalarında kaybolursun ve kurarsın bir toz bulutu gibi sağanak yağan hayallerini, bazen ucu bucağı görünmeyen bir okyanusta seyredalırsın umutlarını, bazen yüreği senin için çarpan insanların bir bakışıyla kaybolursun hülya denizinde. Öyle değil mi arkadaşım, hayallerin kadar yaşamıyor musun aslında? Her hatıra, her anı, her yaşanmışlığın sonunda yok mu o en popüler cümleler; "İşte bu en büyük hayalimdi!"-"Ama ben böyle hayal etmemiştim!" Hayallerin hayatının kaç gb'ını kaplıyor? Ya da şöyle sorayım; bir bulut mu olmak istersin gökyüzünde, yoksa yağmur damlaları olup yağmak mı istersin tüm şehre? Hadi ama hayal kuruyoruz sadece.. Küçük hayaller küçük tebessümleri, armağanları, heyecanları beraberinde getirirmiş; büyük hayallerse hiç bitmez, sonsuzluğa uzanırmış, gölgen olur karanlıkta dahi yakanı bırakmazmış ve kahkaha olur yankılanırmış, düşlerin ile ördüğün duvarlarında. Küçük bir tüyo daha dostum; "Hayalleri olan insanlar daha keskin bakarmış!" Azim, güç, heyecan, sevgi, özlem sizinle olsun. He birde unutmadan; hani romanda okumuştum dedim ya hayalin bir parçasıydı belki de ? 
Hayaller sizi siz yapan değerlerinizdir ve bakışlarınız daima onları yansıtır.. Gerçekleştikçe kahkaha olur, tadı ruhunuzda kalır. 
Hayal dolu günler ..

Melisa Aydemir

Yüreğimin Yolculuğu

Umuda yolculuk etmekten ne zaman vazgeçer bir insan ? Umutsuzluğun, kasvetin hakim olduğu yerlerden uzaklaşıp gülen gözlere yolculuk etmeyi ne zaman reddeder ki bir insan ? Sorun bazen ne kim olmanızla ne de kim olmak istediğinizle ilgilidir aslında, bulursan mutluluktan parlayan gözleri, umudun aydınlattığı kalpleri ve ferah tutarsan yüreğini, sadece sevginle ısıtmak istersen çevrendekileri işte o zaman bulursun gerçek huzuru, sevdayı. Bakışlar çok şey anlatır aslında bilirsin sevgili dostum; huzuru yollar kalbine bir bakış, sessizliğin arkasında yatan derin umudu yansıtır gözler, sevginin-mutluluğun içgüdüsüdür parıltın aslında. Kimi zaman sadece 10 saniyelik bir bakışmadan bile çok şey bulursun karşındakinin içinde, kalbine koyarsan elini kalp çarpıntısı bile yansır gözlerine hisset bak! Sessizliğin çığlığına göm umudunu, hayallerini; çünkü eğer korursan onlar ses olur, volkan olur, umudu ve huzuru getirir kalbine. Sen sen ol gözlerine yansıtma mutsuzluğu, hayal kırıklıklarını; daima mutluluğa açılan bir kapı vardır unutma kalbinde ve işte bulduğun zaman en değerli hazineyi; kaybetme sakın zamanı, ellerinden kayıp gitmesine izin verme huzurun, kovala mutluluğu ve yansıt bakışlarına, umut ol yarınlara .. Haydi ne duruyorsun hiç tanımadığın bir insana gülümse bugün ve öyle bir bak ki umudu ol, huzuru ve mutluluğu yay yüreğine ..

Melisa Aydemir