13 Nisan 2015 Pazartesi

Her Büyüyüş Bir Tükeniş



    Hayalini kurduğun şeyler iki adım ötendedir, ellerini uzatsan tutacaksın uçurumdan yuvarlanmak pahasına, koşsan yetişeceksin rüzgarın topraktan getirdiği nefes tüketen kokusuna düş'lerinin.. Her düş'ün bir düşüş'tür farkında olmazsın bazen ya da farkında olursun; lakin inandırmak yerine kendini sahteliğine gülüşlerin, kanarsın bile bile çamur yağan notaların tükenmişliklerine. 

    Yaşın sekizken mutlusundur, en büyük heyecanın tatilde kumdan kaleler yapmaktır, sarılmak en büyük özlemindir bir köpeğe onu kucaklarcasına ve sadece sevgi verirsin uçan her kuşa, penceresi açık odandan içeri umut yaprakları taşıdığı için. Büyürsün yavaş yavaş büyürsün hıçkırıklarla büyürsün, sabrı öğretir hayat sana hayallerine usul usul yağan lanet olası hüsranlıklarının en büyük teması. Büyümek istemiyorum anne, dersin. Çekip çıkaracak tek O'dur çünkü seni oradan. Anne dersin tut elimden, savuruyor rüzgar notalarımı yazdığım sayfalarımı, mutluluktan ördüğüm duvarlarımı sanki kağıttanmışçasına. Tut anne dersin tut yüreğimi, çalıyor fırtınalar onu, bırakma anne bırakma kasırgalar uçurumdan yuvarlıyorlar ümitlerimi. Bir sel gibi taşıyor ümitlerim tutamıyorum, yok yolu yok anne. Yolu yok, kurtar beni demek istersin. Geriye dönüp baktığında ise en büyük çığlıkların aslında en büyük sessizliklerin olmuş düğüm düğüm yüreğinde. 

    Yapılacak tek şey gitmektir dersin yüklenip gitmek bir, iki sırt çantasına yükleyip tozdan hayallerini. Düşünecek olursan ve soracak olursan bana; bırak, bırak dostum hayallerini de geçmişini de bırak, yük olur sana, taşıyamaz hiçbir vapur ümitsizliklerini. Bacakların taşır da bedenini, taşıyamaz bu yükü küçük yüreğin.. Soracak olursan bana bırak, binersin bir gemiye kaldıramaz sefil ağırlığını, yok dostum yok binsen şimdi bir uçağa kaldıramaz ki hayal kırıklıklarını. Seninkisi kürekleri ezilmiş bir sandalda seyahate çıkmak gibidir bilirsin. Bilirsin de yine de inandırırsın kendini, solgun nehirlerden taşan hatıraları toplamak için eğildiğin an gözyaşların tepe taklak olur, hayalini kurduğun ne varsa oracıkta boğulur. Allah'ım dersin Allah'ım kurtar. Kurtar kaybolan inci tanelerimi, çamura saplanmış yaşanmışlık yuvalarımdan. Sonra yine dönersin aynaya bir kendine bakarsın, sorarsın bildiğin ama bilmek istemediğin gerçekleri sorgularmışçasına. 

    Ah be ahh, gölgen bile terk ederken seni, nasıl inanabilirsin ki vazgeçilmez olduğuna, bir başkasının çekip gitmeyeceğine.. Unutursun, büyüdüğün duvarların altında ezilir ruhun. Artık sadece kağıttan uçakların ve sandalların kalır ellerinde ve yıpranan bir avuç da hayal kırıklığı. Masallara mı ne oldu, düşünmek istemezsin! Söylesem şimdi karanlık odaların ıssız çığlıkları emin ol boğar dibine kadar ömrünü. Sarılabileceğin masum bir hasret kalır he bir de her gün başında bekleyip ağladığın gece! O çok sevdiğin gündüzler çok mu adil sanırsın yine en vefalısı yıldızlardır gökyüzünde. Gözyaşların mabet olur akarken boğazından içeri, bir de onlar için nemlenir gözlerin sanki çok kuruymuşçasına.. Yağmurlar mı, onlar da neyin nesi diye düşünürsün bir an, üzül üzül yıkmaya geldiler küçük yüreğindeki hayallerini. Anne, anne ne istediler küçük bedenimden, daha çok küçük değil miyim sanki? Yüreğim ağır geliyor bedenime, hasretlerim gündüze yük, geceye kabus oluyor! Ben büyümek istemiyorum dersin, inadına her gün beş kat daha hızla büyür gözyaşların. 




    Üzül üzül, çok ağır geliyor sessizlik, yalnızlık. Kafanda daha cevabını bil(e)mediğin sözlerin var senin bilirim. Sormaya korkarkan kırılır binbir parça yüreğinde.. Ve bu yıpranmışlıklarınla ne zaman cesurlaşıyorsun biliyor musun? Akan her bir yaş tanesi akıttığında rimellerini, umursamadığında akan siyahlıkları beyaza. Zaten alışkınsındır her gecen bir parça siyah akıtır gündüzüne ve her sabrın hüsranlık yükler bedenine .. 

    Onlara söyleme anne, sakın onlara söyleme. Aramızda kalsın rüzgarın savurduğu notalarımdan akan çığlıklarım, sakın söyleme annem bırak bilmesin onlar sen bil yeter! Büyümek istemiyorum; çünkü ben büyüdükçe ve masumlaştıkça her geçen gün kalbim alev alıyor, tükeniyorum annem.. "Tükeniyorum !" Lakin bilirsin yapacağın tek şey yaşamaktır! O yüzden bırak şimdi kumdan kalelerini, oyuncaklarını kaybetmiş küçük bir çocuk gibi sızlanmayı bırak! Sen zaten en büyük çocukluğu büyümekle yaptın dostum. İşte o yüzden "YAŞA!", yaşamasını bilmeyen gözyaşlarına inatla! 


    Melisa AYDEMİR




0 yorum: