Bugün
inceden bir yağmur çiseledi.
Saatler gece yarısına yaklaşmakta iken
Akrep ile yelkovanın heyecanlı koşuşturmaları arasında
Ne tarifsiz hisler belirdi yüreğimin en kuytu
Ve bir o kadar da karanlık köşelerinde.
Sen bunu bilemezsin;
Ben İstanbul'un en lüzümsuz semtlerinde
En kirli sokaklarındaki bir kaldırım taşında
Ömür sigaramdan bir nefes daha tükettim.
Saatler gece yarısına yaklaşmakta iken
Akrep ile yelkovanın heyecanlı koşuşturmaları arasında
Ne tarifsiz hisler belirdi yüreğimin en kuytu
Ve bir o kadar da karanlık köşelerinde.
Sen bunu bilemezsin;
Ben İstanbul'un en lüzümsuz semtlerinde
En kirli sokaklarındaki bir kaldırım taşında
Ömür sigaramdan bir nefes daha tükettim.
Kah
bir yerlere koşuşturan insan seline kattım ruhumu
Kah
kimsesiz bir ölüme koşan bir tinerci siluetine bürüdüm.
Senin
haberin yoktu,
Gökyüzündeki
kuyruklu yıldızlarla avarelik ettim.
Harcadım
kendimi milyonlarca sokak lambasına meydan okurcasına,
Mavi
kokulu turuncu şehri ararken ben,
İlkbahara
değin saklarken portakal ağaçları meyvelerini,
Akşam
sefaları gün ışığına çoktan talip olmuşken
Beni
neden karanlıklara gömüverdin?
Artık
geçmişimize bir serçenin gözünden bakabiliyorum sadece.
Hatıralarımız…
Dilencinin
mendiline attıkların kadar değersiz;
Ve
aç bir çocuğu ölümün pençelerinden almışçasına mağrur!
Birkaç
gök gürültüsü ve anlık ışıldamalar…
Midyelerin
hissiz şıkırtıları ve kıyayı vuran denizyıldızları;
Fakat
hepsinden ziyade cesaret istiyor betimlemek
Her
zamankinden daha dehşetlice vuruyor yüzüne ayın şavkı!
O
zamanlar bir başka telaşlı olur kaptanlar.
Yirmi
dört saatini tamamlamış bir kelebeğin
Titreyen
kanat çırpışlarında alabora olmakta güzelim yelkenliler, kale gibi gemiler…
Yelkenliler
ki suda narin süzülmeleri
Salına
salına yüzmeleri
Dervişane
sükunetleri
Bilcümle
maşukların kalesi yelkenliler!
Güverteniz
kimlere emanet? Dümeniniz kimin elinde?
Yolunuz
düşmez mi mavi kokulu şehirlere?
Mavi
kokulu turuncu şehirlere…
-Murathan Aktürk-

0 yorum:
Yorum Gönder