19 Nisan 2015 Pazar

Keskin Bir Güz Kokusu

  

Kalabalıklar bir bir geçiyor içimden,
Sokaklar;
Sokaklar tıklım tıklım boş,
Yalnızlığın keskin sesini hisseder gibiyim.
Bir güz yağmurunun yere inişi gibi
Sırça Köşkü'nün verandasına vuran yağmur damlaları,
Beyoğlu'nun soğuk kaldırım taşları,
Sokak lambasının altında bir tinercinin yüreği.
Rüzgarın sesi tenimi parçalıyor.
Yeşilden sarıya koca bir yaşamın öyküsü...
Bir yaprak daha
Bir yaprak daha süzüle süzüle düşüyor dalından,
Sonbaharın vefasızlığı.
Yeşilden sarıya bir yaşam,
Başlangıcı kutlamalar
Kim istiyor ki yaşamayı?
Güz yağmurlarında ıslanmayı sana sordular mı azizim?
Dediler mi bir gün dönecek her şey
Ve sen bir nisan akşamı kayıkhanede içerken
Bir yağmur başlayacak
-Güz yağmurları dedikleri illet şey-
Başlayacak bir yağmur ve
Ne o eski nisanlar kalacak geriye
Ne de o yarin yanağındaki o gamze.
Sana sordular mı bunu azizim?
Gökyüzü kararacak dediler mi?
Gökyüzü kararacak, bulutlar ayrılıp kavuşacak
Deniz bile maviliğinden utanacak.
Sokak lambasının altında bir tinercinin yüreği,
Beyoğlunun soğuk kaldırım taşları,
Sırça köşkünün verandası,
Bir güz yağmurunun yere inişi gibi.
Yalnızlıklar çekiyor içim azizim
Yalnızlıklar;
Tıklım tıklım
Kimsesiz...
Sena ADIKUTLU

0 yorum: