Kafamda
kurguladığım bu düzenin gerçek olmaması için yalvarırken buluyorum kendimi. Bu
kurulu düzen, olması imkânsız bir o kadar da hayal ettiğim kadar mümkün
olabilecek türden bir şeydi. Tek sığınağım aklım,, düzeni görmediğimde
saklandığım bu aklımın düşü, beni git gide kendine bağladı. Kurduğum hayallere
sahipken bir zaman sonra onların bana sahip olduğunu görmek, çaresizliğimin
ulaştığı en güzel noktayı tanımlıyor.
Yağmurun
ara vermeden yağdığı, güneşin bir süre ortalıkta görünmediği günlerde sahilde
yürümenin içini temizlediğini düşünürdüm. Öfkeli dalgaların rüzgârla bir olup
sahile vurduğu o zamanlarda üzerimdeki ıslaklığı hissedebiliyordum. Martıların
dört bir yana kaçışışını merak dolu gözlerle izlerken balıkçıların sesi uzaktan
gelirdi. Çığlık çığlığa uçuşan kuşların acısını düşündüm. Sahil kenarında ölü
balılar, ama geçmiş kadar korkutmuyordu.
Gün geçtikçe
sessizlik farklı bir boyuta geçiyor. Yaşanılan anların karşı konulamaz
güzellikteki anları unutulmaya yüz tuttukça akılda daha güzel izlenimi alarak
tekrar hatıra geliyorlar. Zamanın öldüremediği yüzünü mutluluktan sarhoş
olduğumuz zamanlarda dinlediğimiz şarkının nakaratını tekrar dinlediğimde
hatırladığımı anımsıyorum. Sensiz hiç gitmediğim o yerlere bu günlerde tek
başıma gitmenin verdiği hüznü peki sen kaldırabilir misin?
Mevsimsiz Sohbet’ten

0 yorum:
Yorum Gönder