Şimdi daha iyi anlıyorum yokluğunun nasıl bir
varlık olduğunu, aslında bu bana adanmış ikinci bir şansmış hayata bıraktığım
yerden devam edebilmem için. Uzun sessizlikler düşünmek için ayrılmış hesapsız
zamanlarmış. Aklımın almadıkları, hayatın benden gizlice almaya çalıştıklarıyla
çakışan bir oyun örgüsünden ibaretmiş. Artık önemsemiyorum bunları. Çünkü
düştüğümü sandığım kuyunun beni diğer yollardan öte başka bir yere götürdüğünü
hesaplayamamıştım. Artık önemli değil duvarların rengi, kırmızı da akıp gidiyor
zaten, duvarlar da tutmadıktan sonra daha ne yapabilirim ki? Gizlenmiş önceden,
yazılan onca şey. Tekrara düşmeden devamını getirebilirim artık. Şimdi o
kuyunun başından farklı bir yoldayım. Artık her ismini duyduğumda kulaklarımda
aynı çınlama, dudaklarımda kelimelerin birikmesinden oluşan hüzün olacak. Ama
sen boş ver beni. Ha duvarlar mı? Bırak istediği gibi kalsın.
Mevsimsiz Sohbet

0 yorum:
Yorum Gönder