Aklıma her geldiğinde düşündüm. Dağıtamadım
bir türlü aklımın en işlek caddelerindeki “sen” sözcüğünü. Düşüncelerimin
gittiği yere gittim. Kendimden uzaklaştım, uzaklaşabildiğim kadar. Uzun ve
yorucuydu, başarabildiğim kadar. “Sen” kelimesi olmadan düşüncelerim nadasa
bırakılmış, sürülmeyi bekleyen boş tarlaları andırıyordu, boş bir levha gibi.
Düşüncelerime bir tutam “sen” ekliyorum, duygularımla tepkimeye giren bir
karışım oluşuyor. Bu iksir beni istediğim her yere götürebiliyor. Dünyada
gidebildiğim yerlere değil, aklımın sınırlarına hayat dedim, sen dedim. Ve
şimdilerde daha iyi anlayabiliyorum bunu. Sendeleyen aklımın uzun zamandan
sonra mantıklı bir şeyler düşünmeye başladığını hissediyordum.
3 Şubat 2015 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder